top of page

TORINO ATI

A TORINÓI LÓ

17 Eylül Perşembe, 15:00, Vural

{BİLETİX]  |  [BİLETİNİAL]

2011 | DCP | Siyah-Beyaz | 155’ | Macarca; Türkçe, İngilizce altyazılı | Macaristan

YÖNETMEN

Béla Tarr

OYUNCULAR

János Derzsi, Erika Bók, Mihály Kormos

17 Eylül Perşembe, 15:00, Vural

{BİLETİX]  |  [BİLETİNİAL]

2011 | DCP | Siyah-Beyaz | 155’ | Macarca; Türkçe, İngilizce altyazılı | Macaristan

YÖNETMEN

Béla Tarr

OYUNCULAR

János Derzsi, Erika Bók, Mihály Kormos

Sınıflandırma: 5224 sayılı kanunun 18.01.2019’da değiştirilen 7. maddesine göre, değerlendirme ve sınıflandırması yapılmamış olan sinema filmleri; festival, özel gösterim ve benzeri kültürel ve sanatsal etkinliklerde ancak 18+ yaş uygulamasıyla gösterilir.

Friedrich Nietzsche’nin, 1889 yılında İtalya’nın Torino kentinde bir arabacının kırbaçlamakta olduğu ata sarılıp ağlaması olayından ilham alan Torino Atı, geçmiş zamanlarda yaşayan bir baba ile kızının gündelik hayatını takip eder. Béla Tarr’ın ‘insan varoluşunun ağırlığı’ üzerine bir film olarak tanımladığı Torino Atı; sinemayı müzik, resim ve felsefeyle buluşturan bir deneyim alanı sunar. Günlük hayatın değişmezliğini ve yıpratıcılığını uzun planlar, sert bir atmosfer ve tekrar eden eylemler üzerinden kuran film, seyirciyi birlikte yaşanan ortak bir kıyamet duygusuna doğru sürükler. Film, Tarr’ın düşünsel dünyasında Nietzsche ile kurduğu uzun soluklu ilişkinin en yoğun ifadesi olarak da okunabilir. Yönetmen bu filmde söyleyebileceği her şeyi söylediğini ve artık film yapmak yerine eğitim vermek istediğini söyleyerek sinemaya veda etmiştir.


Berlin 2011

Gümüş Ayı, FIPRESCI Ödülü

Friedrich Nietzsche’nin, 1889 yılında İtalya’nın Torino kentinde bir arabacının kırbaçlamakta olduğu ata sarılıp ağlaması olayından ilham alan Torino Atı, geçmiş zamanlarda yaşayan bir baba ile kızının gündelik hayatını takip eder. Béla Tarr’ın ‘insan varoluşunun ağırlığı’ üzerine bir film olarak tanımladığı Torino Atı; sinemayı müzik, resim ve felsefeyle buluşturan bir deneyim alanı sunar. Günlük hayatın değişmezliğini ve yıpratıcılığını uzun planlar, sert bir atmosfer ve tekrar eden eylemler üzerinden kuran film, seyirciyi birlikte yaşanan ortak bir kıyamet duygusuna doğru sürükler. Film, Tarr’ın düşünsel dünyasında Nietzsche ile kurduğu uzun soluklu ilişkinin en yoğun ifadesi olarak da okunabilir. Yönetmen bu filmde söyleyebileceği her şeyi söylediğini ve artık film yapmak yerine eğitim vermek istediğini söyleyerek sinemaya veda etmiştir.


Berlin 2011

Gümüş Ayı, FIPRESCI Ödülü

bottom of page