top of page

İŞTE BENİM HAYATIM

THIS LIFE IS MINE //
MA VIE MA GUEULE

22 Eylül Pazar, 15.00, İnönü

2024 | DCP | Renkli | 99’ | Fransızca; Türkçe, İngilizce altyazılı | Fransa

YÖNETMEN

Sophie Fillières

SENARYO

Sophie Fillières

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ

Emmanuelle Collinot

KURGU

François Quiqueré

MÜZİK

Philippe Katerine

YAPIMCI PRODUCER

Julie Salvador

WORLD SALES

The Party Film Sales

22 Eylül Pazar, 15.00, İnönü

2024 | DCP | Renkli | 99’ | Fransızca; Türkçe, İngilizce altyazılı | Fransa

YÖNETMEN

Sophie Fillières

SENARYO

Sophie Fillières

GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ

Emmanuelle Collinot

KURGU

François Quiqueré

MÜZİK

Philippe Katerine

YAPIMCI PRODUCER

Julie Salvador

WORLD SALES

The Party Film Sales

“55 yaşındayım ve hâlâ nasıl bir insan olduğumu bilmiyorum.” Filmin başkahramanı, zeki ve yaratıcı olduğu kadar dengesiz yazar Barberie Bichette’in psikiyatrına söylediği sözler bunlar. Sophie Fillières’in ölmeden kısa süre önce çekimlerini tamamladığı filmi İşte Benim Hayatım bir kadının orta yaş bunalımını üç perdede anlatan bir komedi, bir trajedi ve bir aydınlanma hikâyesi. Barberie, belli bir yaşa gelmiş çoğu bekâr kadın gibi zamanını tek başına geçirmektedir ve delilikle yalnızlığın sisinde kaybolmuştur. Tüm tuhaflıklarına karşın sevecen bir annedir ve ‘normal’ bir insan gibi yaşamaya çabalarken bir yandan  da normal denen şeyin var olup olmadığını sorgulamaktadır. Bu kara komedi, Barberie’nin psikolojik çöküşünü, hastaneye yatışını ve görece toparlanmasını gerçekçi bir dille anlatan bir hikâye olduğu kadar kronik depresyonun yarattığı gündelik cehennemi de gösteriyor.

“55 yaşındayım ve hâlâ nasıl bir insan olduğumu bilmiyorum.” Filmin başkahramanı, zeki ve yaratıcı olduğu kadar dengesiz yazar Barberie Bichette’in psikiyatrına söylediği sözler bunlar. Sophie Fillières’in ölmeden kısa süre önce çekimlerini tamamladığı filmi İşte Benim Hayatım bir kadının orta yaş bunalımını üç perdede anlatan bir komedi, bir trajedi ve bir aydınlanma hikâyesi. Barberie, belli bir yaşa gelmiş çoğu bekâr kadın gibi zamanını tek başına geçirmektedir ve delilikle yalnızlığın sisinde kaybolmuştur. Tüm tuhaflıklarına karşın sevecen bir annedir ve ‘normal’ bir insan gibi yaşamaya çabalarken bir yandan  da normal denen şeyin var olup olmadığını sorgulamaktadır. Bu kara komedi, Barberie’nin psikolojik çöküşünü, hastaneye yatışını ve görece toparlanmasını gerçekçi bir dille anlatan bir hikâye olduğu kadar kronik depresyonun yarattığı gündelik cehennemi de gösteriyor.

bottom of page