DALGAKIRAN
LA JETÉE
18 Eylül Perşembe, 21.00, Fabrika
1962 | DCP | Siyah-Beyaz | 28’ | Fransızca, Almanca; Türkçe altyazılı | Fransa
YÖNETMEN
Chris Marker
SENARYO SCREENPLAY
Chris Marker
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ CINEMATOGRAPHY
Chris Marker
KURGU EDITING
Jean Ravel
MÜZİK MUSIC
Trevor Duncan
YAPIM PRODUCTION
Argos Films
DÜNYA HAKLARI WORLD SALES
Tamasa Distribution
18 Eylül Perşembe, 21.00, Fabrika
1962 | DCP | Siyah-Beyaz | 28’ | Fransızca, Almanca; Türkçe altyazılı | Fransa
YÖNETMEN
Chris Marker
SENARYO SCREENPLAY
Chris Marker
GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ CINEMATOGRAPHY
Chris Marker
KURGU EDITING
Jean Ravel
MÜZİK MUSIC
Trevor Duncan
YAPIM PRODUCTION
Argos Films
DÜNYA HAKLARI WORLD SALES
Tamasa Distribution
Son derece sıradışı bir üslupla yaratılmış Dalgakıran, bir zaman yolculuğu hikâyesinden çok, insan belleğinin kırılganlığına dair avangart bir deneme. III. Dünya Savaşı’nın ardından yeryüzü yaşanmaz hâle geliyor; insanlar yeraltına çekiliyor, eski yaşam alışkanlıkları tarihe karışıyor. Yeraltındaki laboratuvarlar, sanki yaşamla ölüm arasında, geçmişle gelecek arasında asılı kalmış mekânlardır. Bu belirsizlik içinde bilim insanları yeni bir yöntem geliştiriyor: zaman yolculuğu deneyleri. Mahkûmlar üzerinde yapılan bu mekanik denemeler, bir parkta yürümek, birlikte kahkaha atmak ya da birbirine tutkuyla bakmak gibi insani sıcaklıkların yerini alıyor. Ancak bu yolculuklar özgür değil; her adım, her dönüş önceden kurgulanmış. Dalgakıran böylece zamanı bütünüyle kapalı bir döngü gibi betimliyor ve bu karanlık döngünün sonunda kahramanın çocukluk belleğinde yer etmiş olan şeyin, aslında kendi sonu olduğu ortaya çıkıyor.
Son derece sıradışı bir üslupla yaratılmış Dalgakıran, bir zaman yolculuğu hikâyesinden çok, insan belleğinin kırılganlığına dair avangart bir deneme. III. Dünya Savaşı’nın ardından yeryüzü yaşanmaz hâle geliyor; insanlar yeraltına çekiliyor, eski yaşam alışkanlıkları tarihe karışıyor. Yeraltındaki laboratuvarlar, sanki yaşamla ölüm arasında, geçmişle gelecek arasında asılı kalmış mekânlardır. Bu belirsizlik içinde bilim insanları yeni bir yöntem geliştiriyor: zaman yolculuğu deneyleri. Mahkûmlar üzerinde yapılan bu mekanik denemeler, bir parkta yürümek, birlikte kahkaha atmak ya da birbirine tutkuyla bakmak gibi insani sıcaklıkların yerini alıyor. Ancak bu yolculuklar özgür değil; her adım, her dönüş önceden kurgulanmış. Dalgakıran böylece zamanı bütünüyle kapalı bir döngü gibi betimliyor ve bu karanlık döngünün sonunda kahramanın çocukluk belleğinde yer etmiş olan şeyin, aslında kendi sonu olduğu ortaya çıkıyor.

